İaşe nedir?

İaşe, yeme içme ve barındırma giderlerine denilmektedir.

Osmanlı Devleti'nin, I. Dünya Savaşı yıllarında halkın yiyecek ve giyeceğini sağlamak için iaşe teşkilatı kurulmuştur.

Osmanlı devletinde iaşe ilkesi

İaşe ilkesi, Osmanlı iktisat politikasının en önemli ilkesidir. Bu ilkeyi geçerli kıla bilmek üzere Osmanlı devleti, ekonomide mal arzını bollaştırmak kalitesini yükseltmek ve fiyatını düşük tutmak için üretim ve ticaret üzerinde sıkı şekilde yürütülen bir müdahaleciliğin benimsemiş bulunmakta idi.

Malların ilk üreticiden nihai tüketiciye intikal edinceye kadar geçtiği bütün aşamaları kapsayan bu müdahaleciliği şöyle özetleyebiliriz. Aile işletmelerinin, parçalanarak küçülmesini veya yeni arazi ilavesi ile büyük çiftliklere dönüşmesini önlemek üzere devlet, zirai toprakların mülkiyet hakkını fertlere bırakmaz kendi elinde muhafaza ederdi.

Miri adı verilen bu mülkiyet rejiminde toprak, çiftçilere babadan oğla geçecek şekilde kiralanmış sayılır; Alımı satımı devletin sıkı kontrolü altında tutulur, vakfedilmesine ve bağışlanmasına müsaade edilmezdi. Çiftçilerin, zirai üretimi düşürmeye sebep olacak şekilde toprağı işlemeden tutmalarına, yahut terk ederek şehirlere veya başka bölgelere göç etmelerine izin verilmezdi.

Zirai üretimden gelen gıda maddeleri ile ham maddeleri kaza merkezinde satın almak, işlemek ve tüketiciye satmak kasaba esnafının tekelinde idi. Üretim ile tüketim arasındaki dengeyi korumak üzere devlet, her mal ve hizmeti üretmek üzere ayrı loncalar halinde örgütlendiği bu esnafları ziraatte çiftçi işletmelerinde olduğu gibi belli ortalama büyüklükleri aşmayacak kapasitedeki iş yerlerine veya dükkanlara sahip ustalardan oluşan, eşitlikçi bir cemaat halinde faaliyet göstermelerini sağlayacak şekilde bir düzenlemeye tabi tutardı.

Bu şekilde örgütlenen esnafları ile faaliyeti ile kazanın ihtiyacı karşılandıktan sonra fazla kalan üretim, ordu ve sarayın ihtiyaçlarını gidermeğe tahsis edilir, geri kalan bölümü de imparatorluğun merkezi olan ve nüfusu 500.000’ i aşan İstanbul’a sevkedilmek üzere tüccara teslim edilirdi. Bütün bu kademeli ihtiyaçlar giderildikten sonra kalan mallarında imparatorluk içinde ihtiyacı olan bölge ve şehirlere, belirli iç gümrük resimlerini ödemek şartı ile tüccarlar tarafından götürülmesine izin verilirdi.

Yurt içi ihtiyaçların tümü karşılandıktan sonra fazla kalan mal varsa, onun ihraç edilmesine müsaade edilirdi. Buna karşılık ithalatın, hiçbir tahdide tabi tutulmadan serbestçe yapılmasına müsaade edilirdi. Çünkü, itahalat, yurt içinde ihtiyaç duyulan, ama ya hiç üretilmeyen veya az miktarda üretilen malların getirilmesi anlamında, iaşe ilkesine göre arzu edilen bir faaliyetti.

İktisadi değimi ile marjinal faydası çok yüksek olan malların ülke pazarına girmesini sağladığı için, ithalat kolaylaştırılır, hatta teşvik edilirdi. İaşe ilkesine dayanan bu iktisat politikası, dış ticarette ihracatı zorlaştırıcı ve kısıtlayıcı, ithalatı ise kolaylaştırıcı ve teşvik edici niteliği ile günümüzün himayeci iktisat politikalarına hiç benzemeyen bir hüviyet göstermektedir.

Sözlükte "iaşe" ne demek?

1. Yedirip içirme, besleme, bakma.

İaşe kelimesinin ingilizcesi

subsistence, feeding, victualing
Köken: Arapça

Son eklenenler

uv
ıpl

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç